Mor Çiçeklerin En Güzel Türleri
İlk aklınıza gelen mor çiçek hangisi ve sizde hangi duyguyu çağrıştırıyor? Asalet mi, zenginlik mi yoksa dinginlik mi? Gelin, en güzel mor çiçek türlerine göz atalım.

Yüzyıllardır alçakgönüllülüğün, sadakatin ve derin sevginin simgesi olarak anılan menekşe, “aklım sende” ve “sana bağlıyım” demenin en sade yolunu ifade eder. Kadifemsi ve hafif tüylü yaprakları dokunma isteği uyandırır. Çiçekleri çoğunlukla beş taç yapraktan oluşur ve kökleri derinlere gitmez; yüzeye yakın, saçaklı bir yapıdadır. Doğrudan güneş ışığını sevmez; daha çok aydınlık ama yumuşak ışıklı köşelerde mutlu olur.

Vapur dumanı, adıyla denizi çağrıştırmasıyla bile huzur vericidir. Çiçeklerine bakınca da aynı his devam eder; sanki minik bulutlar dal dal bir araya gelmiş gibi durur. Tek yıllık bir bitki olarak yaz aylarının başına doğru salkım salkım çiçeklenir ve kısa sürede bulunduğu yeri renklendirir. Güneşi sever ama yarı gölgede de uyum sağlar. Organik maddece zengin, gevşek topraklarda daha iyi gelişir. Sulama ise ihtiyacına göre dengeli yapılır ne fazla ne az. Tohumdan ya da gövde çeliklerinden kolayca çoğaltılabilir.

Lavantanın hikâyesi, dağların ve ormanların tanrıçası Artemis’le ilişkilendirilir. Rivayete göre Artemis’in kutsal bitkisidir ve bu yüzden yüzyıllar boyunca koruyucu ve arındırıcı anlamlar taşır. Bu anlam, zaman içinde farklı dönemlerde de iz bırakır. Orta Çağ’da insanlar salgın hastalıklardan korunmak ve yaşam alanlarını arındırmak için evlerini lavantayla doldurur. Bugün lavanta, Akdeniz’in güneşli yamaçlarında alıştığımız o dingin duruşuyla bilinir. Sıcağı ve ışığı sever; gölgede kaldığında çiçekleri azalır, kokusu zayıflar. Kuraklığa dayanıklıdır; derine uzanan kökleri sayesinde suyu kendi bulur. İlk zamanlarda biraz ilgi ister ama sonrasında fazla suya ihtiyaç duymaz. Doğru toprak, biraz güneş ve sabırla yıllarca yaşamını sürdürür.

Cattleya orkidesi, Kosta Rika’dan Güney Amerika’ya uzanan kökeniyle bulunduğu ortamda hemen fark edilir. Büyük ve çoğu zaman hoş kokulu çiçekleriyle bir dönem yaka çiçeği olmuşluğu vardır. Doğada ağaçların üzerinde yaşar; yani toprağa bağlı kalmadan, kendi alanını yukarıda kurar. Bu yüzden ışığı sever ama doğrudan yakıcı güneşe maruz kalmaktan hoşlanmaz. Yapraklarının rengi bile bir ipucu verir: Açık yeşilse doğru yerde olduğu, koyuysa biraz daha ışığa ihtiyaç duyduğu anlaşılır. Ev ortamında yetişirken en rahat ettiği yer, sabah güneşini alan ama günün sert ışığından korunan bir köşe olur. Sıcaklık dengesi de önemlidir; gündüz ılık, gece biraz daha serin ortamları tercih eder. Nem konusuna gelince… Cattleya, havada hafif bir nem hissi sever. Çok kuru ortamlarda çiçeklenmesi zorlaşır, yaprakları matlaşır. Ama fazla nem de kökleri için risk oluşturur. Bu yüzden en iyi denge, ferah ama hafif nemli bir havadır.

Sümbül, soğanlı yapısıyla kışın sessizliğini bozarak toprağın altından yavaşça yükselir, sonra bir sabah bakarsınız ki renk renk çiçekleriyle baharın geldiğini haber verir. Bu yüzden hep bir başlangıcın, bir tazelenmenin simgesi sayılır. Şerit biçimli yeşil yapraklarının arasından yükselen başak formundaki çiçekleri bulunduğu yeri canlandırır. Özellikle ilkbaharda güneşli alanlarda iyi gelişir; sıcak bölgelerde öğleden sonra hafif gölge faydalı olabilir. Toprak konusunda çok zorlayıcı olmaz ama besin değeri iyi, hafif topraklarda kendini daha iyi gösterir. Bakımı kolaydır; toprağı kurudukça su verilmesi yeterli olur. Sabahın erken saatleri sulama için idealdir.

Leylak, doğanın en belirgin kokularından biriyle hatırlanır. Bir sokaktan geçerken aniden hissedilen o yoğun ve tanıdık koku… Belki de bu yüzden leylak, sadece görünüşüyle değil, bıraktığı hisle de akılda kalır. Çalı ya da küçük ağaç formunda büyüyen, fazla zahmet istemeden yıllar içinde yerini sahiplenen ve salkım salkım açan çiçekleri ile leylağın çiçeklenmesi uzun sürmez ve kokusuyla bulunduğu ortamın havasını tamamen değiştirir. Bakımı genel olarak kolaydır, bu yüzden bahçelerde ve açık alanlarda sıkça tercih edilir.

Süsen, adını eski Yunancada “gökkuşağı” anlamına gelen “iris” (ἶρις)’ten alır. Mor ve mavi tonlarıyla bilinse de sarıdan beyaza, pembeden iki renkli türlere kadar geniş bir renk dünyası sunar. Bu çiçek, Vincent van Gogh’un da en çok resmettiği çiçeklerden biri olur. Özellikle Irises tablosu, onun süsenlere bakışını en güçlü anlatan eserlerden sayılır. Süsen, soğuğa dayanıklıdır, zorlu koşullara uyum sağlar. Güneşi sever; ne kadar ışık alırsa o kadar canlı çiçekler açar. Eski İstanbul bahçelerinde de kendine sıkça yer bulan süsenin kozmetik ve tıp alanında da kullanımı çok yaygındır.

Acı bakla, yıldız biçimli yapraklarının arasında yükselen uzun çiçek salkımlarıyla bahçeye hem dikey bir hareket hem de güçlü bir renk etkisi katar. Morun en derin tonlarından pembeye, sarıdan beyaza uzanan geniş renk yelpazesiyle ilkbahar ve yaz boyunca dikkat çekici bir görünüm sunar. Tam güneşi sever; ışık arttıkça çiçeklenmesi de daha cömert olur. Ancak suyun birikmediği, iyi drene edilmiş ve hafif topraklarda kendini daha iyi gösterir. Ağır ve su tutan topraklarda ise zorlanır. Bu yüzden toprağın nefes alması onun için en önemli detaylardan biridir.
Ve tüm bu mor çiçekler, göreni duygudan duyguya taşır.
137 okunma




